Bitkilerin bize söylemek istediği bir şey olsaydı, bunu nasıl dinlerdik? ABD'li girişim Electric Plant tam da bu soruya yanıt arıyor. Şirket, bitki gövdelerindeki zayıf elektrik sinyallerini okuyup yorumlayan Bombadil adlı bir yapay zekâ modeli geliştirdi ve bunun için 11,2 milyon dolarlık tohum yatırımı topladı.
Hikâye, kurucu ortak ve CEO Justin Mast'in okuduğu bir araştırmayla başlıyor: Motorlu bir platforma bağlanan bir ev bitkisi, kendi elektrik sinyalleriyle bir kontrol kartını tetikleyip ışığa doğru ilerleyebiliyordu. Mast, sinir bilimci Lee von Kraus ile birlikte bu fikri ticari bir ürüne dönüştürmek için yola çıktı. Von Kraus'un geçmişinde DARPA ile yürüttüğü çalışmalar da var.
Üç yıl boyunca veri toplayan ekip, yüz küsur türü kapsayan bir veri kümesi oluşturdu; içinde eğrelti otları, sekoyalar, domates ve yıldız çiçekleri de var. Mast, bunu biyolojik elektrik sinyalleri üzerine yapılmış en çeşitli model olarak tanımlıyor. Bombadil şu an yaklaşık 125 türün sinyalini yorumlayabiliyor.
Sistem sahada oldukça pratik. Bir iPhone'un uzunlamasına katlanmış boyutundaki sensörler, paslanmaz çelik vidalarla kabuğun altındaki canlı katmana (kambiyum) bağlanıyor ve mikrovolt düzeyindeki değişimleri ölçüyor. Veriler düşük güçlü bir kablosuz ağ üzerinden baz istasyonuna, oradan da buluttaki modele ulaşıyor. Üreticiler de sulama ya da gübreleme programını buna göre ayarlıyor.
Maliyet tarafı dikkat çekici: Sensörler onlarca dolara mal oluyor, oysa toprak probları veya spektroskop gibi mevcut araçlar genellikle binlerce dolar tutuyor. Dönüm başına yalnızca birkaç sensör yetiyor. Mast, sistemin verimi artırırken su kullanımını yüzde 20 ve üzeri azaltabileceğini iddia ediyor; ancak ilk müşterilerin kim olduğunu paylaşmadı, bu yüzden iddialar henüz sahada kanıtlanmış değil.
Yatırım turuna Onto Ventures ve Climactic liderlik etti; Ponderosa, Endeavor Catalyst, Ludlow ve diğer fonlar da katıldı. Kurucular uzun vadede insanların bitkilerle gerçekten 'konuşabileceği' bir arayüzü hayal ediyor, ancak Mast şimdilik işin ağırlıklı olarak dinlemekten ibaret olduğunu söylüyor.
Kuraklık ve su kıtlığının Türkiye tarımı için de ciddi bir gündem olduğu düşünülürse, bitkinin gerçek zamanlı ihtiyacını ölçen ucuz sensörler yakından izlenmeye değer. Tarım ve ormancılık alanlarında kullanım senaryoları açık; asıl soru, laboratuvardaki başarının tarlada da tekrarlanıp tekrarlanamayacağı.
Kaynak: TechCrunch