Türkiye'nin otomotiv sektöründeki önemli üreticilerinden
Otokar, elektrikli ve otonom ulaşım teknolojileri alanındaki çalışmalarını
Avrupa'ya taşımaya devam ediyor. Şirketin geliştirdiği e-Centro elektrikli
otonom otobüs, Avusturya'da yeni bir pilot projeye dahil edildi.
Avusturya'nın önde gelen toplu taşıma operatörlerinden ÖBB
Postbus, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip e-Centro'yu gerçek yolcu
taşımacılığı koşullarında test etmeye başladı.
e-Centro gerçek yolcularla test edilecek
Pilot uygulamanın ilk aşaması, European Forum Alpbach
2026 kapsamında gerçekleştirilecek. Otokar'ın tamamen elektrikli otobüsü,
etkinlik için belirlenen güzergâhta yolcu taşımacılığında kullanılacak.
Testlerin 4 Eylül'e kadar sürmesi planlanıyor. Bu süreçte
aracın otonom sürüş kabiliyeti, belirlenen rota ve gerçek kullanım koşulları
içerisinde değerlendirilecek.
Projenin etkinlik ayağının tamamlanmasının ardından
e-Centro'nun Wolfurt Kampüsü'nde düzenli tarifeli seferlerde
kullanılması planlanıyor.
Seviye 4 otonom sürüş teknolojisi dikkat çekiyor
Otokar e-Centro'nun projedeki en önemli özelliklerinden biri
Seviye 4 otonom sürüş yeteneği.
Bu seviyedeki otonom sürüş sistemlerinde araç, belirli
operasyon koşulları ve tanımlanmış kullanım alanları içerisinde sürüş
görevlerini insan müdahalesine ihtiyaç duymadan gerçekleştirebiliyor.
e-Centro'nun pilot uygulamada gerçek toplu taşıma
senaryolarında kullanılması, teknolojinin yalnızca test ortamında değil, günlük
ulaşım şartlarında da değerlendirilmesine olanak sağlayacak.
Avrupa'da otonom toplu taşıma için önemli adım
ÖBB Postbus tarafından gerçekleştirilen bu pilot proje,
elektrikli toplu taşıma araçlarının yanı sıra otonom sürüş teknolojilerinin de
şehir içi ulaşımda daha fazla kullanılabileceğine yönelik önemli bir örnek
oluşturuyor.
Otokar açısından ise proje, şirketin elektrikli ve otonom
araç teknolojilerini Avrupa pazarında gerçek kullanım senaryolarıyla
deneyimleme ve geliştirme çalışmalarının bir parçası olarak öne çıkıyor.
e-Centro'nun European Forum Alpbach 2026 sonrasında
Wolfurt'ta tarifeli seferlerde kullanılacak olması, pilot uygulamanın yalnızca
kısa süreli bir teknoloji gösterimiyle sınırlı kalmayacağını da gösteriyor.