NASA'nın Ay'ı yıllardır tepeden tırnağa tarayan Lunar Reconnaissance Orbiter (LRO) uydusu, gökbilimcilerin "yüzyılda bir rastlanır" dediği türden bir olayın izini yakaladı: Ay yüzeyinde daha önce hiç görülmemiş, devasa bir çarpma kraterinin varlığı doğrulandı.
Hikaye, NASA bilim insanı Robert Wagner'in Ekim 2025'te LRO'nun geniş açılı kamerasından gelen görüntüleri incelerken dikkatini çeken küçük bir farklılıkla başladı. Eski ve yeni fotoğrafları yan yana koyduğunda, daha önce orada olmayan bir çukurun ortaya çıktığını fark etti. Yapılan hesaplamalara göre bu iz, 11 Nisan ile 22 Mayıs 2024 arasındaki bir tarihte, üç ila altı katlı bir bina büyüklüğündeki bir asteroit veya kuyruklu yıldız parçasının Ay'a çarpmasıyla oluştu.
Bilim insanları krateri, Houston'daki Ay ve Gezegen Enstitüsü'nün eski direktörü Thomas McGetchin'in anısına "McGetchin krateri" olarak adlandırdı. Genişliği yaklaşık 222 metre, derinliği ise 43 metreye ulaşan krater, güneş sistemimizde son yüzyılda kaydedilen en büyük yeni oluşumlardan biri olarak kayıtlara geçti — üstelik bir önceki rekortörden neredeyse üç kat daha büyük.
Elbette Ay'daki en büyük kraterden söz etmiyoruz; o unvan 2.500 kilometre çapındaki Güney Kutbu-Aitken Havzası'na ait. Ancak buradaki asıl önemli nokta, bu ölçekte bir çarpmanın istatistiksel olarak ortalama 132 yılda bir gerçekleşmesi. Yani Wagner'in fark ettiği şey, bir insan ömründe belki bir kez tanık olunabilecek türden kozmik bir kaza.
LRO'nun dar açılı kamerası, Aralık 2025'te bölge üzerinden tekrar geçerek kraterin çok daha net görüntülerini elde etti. Bilim insanları şimdiden bu bölgeyi ayrıntılı incelemeye başladı bile: yayımlanan bir araştırmaya göre, kraterin çevresindeki yaklaşık 6,5 kilometrelik bir alan geceleri normalden 9 santigrat derece kadar daha soğuk ölçülüyor. Bunun nedeni, çarpmanın Ay yüzeyindeki toz tabakasını (regolit) dağıtarak bu tabakayı daha az yoğun ve ısıyı daha az tutar hale getirmesi.
Bu detay kulağa teknik gelse de pratik sonuçları var: NASA, gelecekteki Ay görevlerinde kullanılacak roverların tekerleklerinin yeni oluşmuş kraterlere yakın, gevşek regolit üzerinde nasıl davranacağını anlamak için bu tür bulguları referans alacak. Ay'a yeniden insan gönderme hedefleyen Artemis programı düşünüldüğünde, yüzeyin hangi bölgelerinin daha "taze" ve dolayısıyla daha az öngörülebilir olduğunu bilmek stratejik bir avantaj sağlıyor.
Türkiye'den meraklı gökbilim tutkunları için de bu keşif, ulusal gözlemevlerinin Ay gözlemlerine olan ilgiyi tazeleyen bir gelişme. Zira amatör teleskoplarla dahi Ay yüzeyindeki büyük kraterleri takip etmek mümkün; McGetchin krateri boyutu itibarıyla Dünya'dan çıplak gözle görülemese de, NASA'nın paylaştığı yüksek çözünürlüklü görüntüler bu tür olayları herkesin erişimine açıyor.
Kaynak: Engadget